Prof. Dr. 2007
Ç O C U K   v e   G E N Ç   G E L İ Ş İ M   M E R K E Z İ 
Ana Sayfa Prof. Dr. Necate Baykoç Özgeçmiş Projeler Danışmanlık İletişim
TANIM
       Dikkat, konsantrasyon, hareketlilik ve dürtü kontrolü alanlarındaki sorunlarla karakterize olan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağının sık görülen psikiyatrik bozukluklarındandır (Kayaalp, 2008). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, dikkat sorunu ve dürtüsellikle karakterize olan nörodavranışsal bir durumdur. Bir kişide DEHB varlığından söz edebilmek için belirtilerin (dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik) yedi yaştan önce başlamış olması, en az altı ay devam ediyor olması ve birden fazla ortamda (ev ve okul gibi) görülüyor olması gerekmektedir. Ayrıca bu belirtilerin şiddetinin kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileme derecesi de önemlidir. Aynı zamanda gelişimsel bir sorun olan DEHB belirtileri çocuğun yaşına ve gelişim seviyesine göre farklılıklar gösterebilir. Örneğin, okulöncesi dönem çocuklarda aşırı hareketlilik ön planda iken, ilköğretim çağındaki çocuklarda dikkat sorunları ön plana çıkabilir (APA, 1994; Sürücü, 2003; Öztürk, 2007).

YAYGINLIK / GÖRÜLME SIKLIĞI
       Amerika Birleşik Devletlerinde yaklaşık 2.46 milyon çocuk DEHB’ndan etkilenmiş durumdadır. Ülkemizde ise, DEHB’nun teşhisindeki sorunlar nedeniyle toplum içindeki görülme oranı ile belirlenen eğitim ve tedavi edilen kişilerin sayıları arasında farklılıklar vardır. Bununla birlikte, çocuklarda bu bozukluğun görülme oranı %3-6 arasında değişim göstermektedir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, ülkemizde kentsel kesimdeki ilkokul çocuklarında DEHB yaygınlığı % 5 olarak saptanmıştır (Motavalli, 1993). Bu veriler ışığında her yüz çocuktan beşinde DEHB görüldüğü söylenebilir. Bu durumda olasılıkla eğitim çağındaki bir milyon çocukta bu sorunun yaşandığı anlaşılmaktadır. Bu bozukluk, erkek çocuklarda kızlara oranla 9 kat daha fazla görülmektedir. Bozukluğun başlangıç yaşı bebeklik dönemine kadar inebildiği gibi genellikle belirtileri 3 yaş civarında ortaya çıkmaya başlar (Barkley, 1990; APA, 1994; Sürücü, 2003; Öztürk, 2007).

NEDENLER
       DEHB’nun etiyolojisi tam olarak bilinmemektedir. Diğer psikiyatrik hastalıklarda da olduğu gibi biyo-psiko-sosyo-kültürel nedenlerin DEHB’nun ortaya çıkmasında rol oynadığı düşünülmektedir (Kayaalp, 2008). DEHB’nun kesin nedeni henüz açıklanmamasına rağmen yapılan bilimsel araştırmalarda genellikle DEHB’nun genetik geçişi üzerinde durulmaktadır. Bu araştırmalarda DEHB’dan sorumlu olan 2 gen saptanmıştır. Ayrıca, beyin aktiviteleri incelendiğinde DEHB olan çocukların beyin fonksiyonlarının DEHB olmayanlara göre farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu farklılıklar şu şekilde açıklanmıştır;
              •       Glutamate olarak isimlendirilen beyin kimyasalının seviyesinin 2.5 olduğu,
              •       Beynin ön bölümünde bulunan nörotrasmitterlerin seviyesinde önemli farklılık olduğu,
              •       Bir nöroinhibitör olan GABA’nın seviyesinde azalma olduğu,
              •       DEHB olan çocukların beyninin DEHB olmayanlara göre %2-3 daha küçük olduğu vurgulanmıştır.

       Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, beyin hücrelerinin glikoz kullanımındaki bozukluğun DEHB’na neden olduğu düşüncesini destekleyen sonuçlar vermiştir. Ayrıca, doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrasında çocukların merkezi sinir sisteminin gelişimini olumsuz etkileyecek etkenlere maruz kalmalarının da DEHB’na neden olabileceği ileri sürülmüştür. Özellikle erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde DEHB’nun yüksek düzeyde görüldüğü ifade edilmektedir (APA, 1994; U.S Department of Education, 2004; Öztürk, 2007).

TEDAVİ – REHABİLİTASYON - EĞİTİM
       DEHB tedavisinde en önemli adımlardan biri klinik olarak bozukluğun tanılanmasıdır. DEHB klinik bir tanıdır. Tanıyı kesinleştirmeye yönelik herhangi bir labaratuvar ve özgün bir tanı testi yoktur. Bu konuda çalışan uzmanların tanı araçları; aile ve çocuk görüşmeleri, klinik gözlem, fizik ve nörolojik muayene davranış değerlendirme ölçekleri ile bilişsel testlerdir. DEHB çocuğun işlevselliğini birçok alanda etkilediğinden tedavisi de kapsamlı olmalıdır. Bu nedenle DEHB için tek bir tedavi yönteminin uygulanması çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Bozukluğun tedavisinde psikososyal ve tıbbi girişimleri içeren çok yönlü tedavi yaklaşımı gerekmektedir. Bu çok yönlü tedavi, ilaç, psikoterapi ve psikososyal girişimleri kapsar. Ayrıca, aile terapisi, gevşeme tedavileri, vitamin tedavileri, diyet ve biofeedback gibi yaklaşımlar da bilinmektedir. Ancak, bunların bilimselliği halen tartışılmaktadır.
       Psikososyal girişimler aile, okul ve çocuk odaklı olabilmektedir. Aileye yönelik eğitim desteklerinde DEHB hakkında bilgilendirme ve ailenin çocukla etkileşiminin desteklenmesi şeklinde olabilir. Bozukluğun ilaç tedavisinde ise, santral sinir sistemi uyarıcıları, anti depresanlar, antipsikotikler, kaygı gidericiler kullanılmaktadır (Sürücü, 2003; Şenol ve ark., 2006; Kayaalp, 2008).
       DEHB olan çocuklarda kullanılan ilaç tedavileri ile ana belirtilerin tedavisinde büyük oranda semptomatik iyileşme sağlanmasına karşın, eşlik eden bazı davranışların durdurulmasında ilaçların etkileri sınırlı kalmaktadır. İlaç tedavilerine ek olarak sosyal ilişkilere yönelik kuralların ve problem çözme stratejilerinin öğretilmesi DEHB’nun tedavisine olumlu katkılar sağlayabilir. Bozukluğun tedavisinde temel amaç, öğrenmeyi arttırmak, davranış kontrolünü, kişiler arası ilişkileri geliştirmek ve çocuğun benlik saygısını geliştirmektir. Son yıllarda DEHB olan çocuk ve ergenlerin %80-90’nında ilaç tedavisi, davranış müdahalesi ve aile eğitimi gibi yaklaşımların birlikte kullanılması ile tedaviye başladıktan kısa süre sonra olumlu sonuçlar alınmıştır (Özcan & Öğülmüş, 2010).
       DEHB olan çocukların tedavi ve eğitimi planlanırken, çocuğun yaşı, gelişim seviyesi, DEHB alt tipi, DEHB şiddeti, aile yapısı ve sosyo ekonomik seviyesi, DEHB eşlik eden sorunlar ve çocuğun ailesi ve yakın çevresi ile ilişkileri göz önüne alınmalıdır
       DEHB olan çocukların eğitimlerinde öğretmenler farklı yöntemler kullanırlar. Eğitimde öncelikli olarak çocukların özel gereksinim duyduğu alanlar belirlenmelidir. Örneğin, öğretmen DEHB olan çocuğun ne zaman? Nerede? ve Neden ? dikkat eksikliği, dürtüsel ve aşırı hareketliliği içeren davranışlar sergilediğini belirler. Bu sorunun çözümü için gerekli eğitim planını sunar. Normal gelişim gösteren çocuklarda olduğu gibi, DEHB olan çocuklar birbirinden farklı özellikler sergilemektedirler. Her çocuk zayıf ve güçlü yönleri ile bir birinden farklıdır. DEHB olan çocuklara yardımcı olmak için aşağıda belirtilen farklı stratejiler kullanılabilir;
              a- Çocuğun güçlü ve zayıf yönlerinin değerlendirilmesi: DEHB olan çocuğun güçlü ve zayıf yönlerinin belirlemesi önemlidir. Bu değerlendirmeler multidisipliner bir ekip tarafından yapılmalıdır. Bu ekibe aile de katılmalıdır. Değerlendirmeler sınıf gözlemleri ve tanılamaya yönelik testlerin uygulanması şeklinde olabilir.
              b- Çocuk için uygun programın belirlenmesi: Çocuğun akademik ve davranışsal ihtiyaçları doğrultusunda bir programın yapılması onun başarısını olumlu yönde etkileyecektir. Yapılan programın çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmasına dikkat edilmelidir.
              c- Çocuğun uygun özel eğitim programı içine alınması: Bu süreç bir ekip tarafından çocuğun Bireyselleştirilmiş Öğretim Programının (BÖP) yapılarak bir sınıfa yerleştirilmesini içerir. Yerleştirme sonrası çocuğun eğitimsel ve davranışsal ihtiyaçları doğrultusunda planlamaların yapılması gereklidir. DEHB olan çocuk için programın başarıya ulaşmasında üç faktör önemlidir.
                     1- Akademik öğretim
                     2- Davranışsal müdahaleler,
                     3- Sınıf ortamı
                            1. Akademik Öğretim
                                   DEHB olan çocukların eğitimlerinde önemli unsurlardan biri de etkin akademik öğretimdir. Bu nedenle öğretmen her ders için bu çocuklar için etkin öğrenme planı düzenlemelidir. Bu planlamalar genellikle çocuğun bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılır. DEHB olan çocuklar dikkatle hazırlanmış ve yapılandırılmış derslerde en iyi şekilde öğrenirler. Bu yönlendirmeleri yaparken öğretmenin bazı eğitimsel stratejileri kullanması gerekmektedir. Bu stratejiler;

Kaynak: Baykoç Dönmez, N. (Editör). Öğretmenlik Programları için Özel Eğitim. "Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuklar ve Eğitimleri" (Doç Dr. Yeşim Fazlıoğlu, Gündüz Yayınevi, 2010 ANKARA).
Yayınlar

Sitede yayımlanan materyallerin tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır